YENİ PATENT YASASI İLE BİZLERİ NELER BEKLİYOR?

Uzun bir bekleyişin ardından geçtiğimiz günlerde Sınai Mülkiyet Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yasaya göre Üniversiteler patent sahibi olacak.

Önceden Sınai mülkiyet Haklarına ilişkin düzenlemeler Kanun Hükmünde Kararnamelerle yapılıyorken, şimdi artık Sınai Mülkiyet Kanunu ile tek çatı altında toplanıyor. 199 Maddeden oluşan yeni yasa ile marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması amaçlanıyor.

Türk Patent Enstitüsü’nün adı “Türk Patent ve Marka Kurumu” olarak değiştiriliyor. Kurumun kısa adı da TÜRKPATENT olarak anılacak.

Kanundaki düzenlemelerden bizleri en çok etkileyecek olan madde “Yükseköğretim Kurumlarında gerçekleştirilen buluşlar” konusu. Eski sisteme (551 Sayılı KHK) göre serbest buluş olan akademisyen buluşları için yapılan patent başvurularında başvuru sahibi akademisyen olup patentte hak sahibi de doğrudan akademisyenlerdi. Yeni yasaya göre, üniversitelerde yapılan bilimsel çalışmalar veya araştırmalar sonucunda bir buluş gerçekleştiğinde buluşu yapan akademisyen, buluşunu yazılı olarak, geciktirmeden görev yaptığı üniversiteye bildirmekle yükümlü oluyor. Üniversite, buluş üzerinde hak sahipliği talebinde bulunup patent başvurusu yapabiliyor. Diğer bir deyişle, bir akademisyen bir buluş gerçekleştirdiğinde bunu Üniversitenin ilgili birimine yazılı olarak bildirmek durumunda olacak ve o üniversite şayet buluş ile ilgilenir ve sahiplenirse üniversite kendi adına bir patent başvurusu yaparak hak sahibi tamamen kendisi olabilecek.

Yasa, özellikle patentlerin ticarileşmesini kolaylaştırmak, üniversitelerde ortaya çıkan buluş potansiyelini artırmak, buluşları daha kolay bir şekilde ekonomiye kazandırmak amacıyla üniversite buluşlarında hak sahipliğini yükseköğretim kurumlarına verdiği gibi, buluştan elde edilen gelirin paylaşımına da açıklık getiriyor. Patente konu buluşun ticarileşmesi durumunda elde edilecek brüt gelirin en az üçte birinin buluş sahibine verilerek akademisyenlerin buluş yapma faaliyetine teşvik edilmesi de amaçlanmış.

Patent Ofisi olarak bizlere en sık sorulan sorular arasında yer alan, kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projeler sonucunda ortaya çıkan buluşlarda kurumların patentte hak sahipliği olma durumu da yasada yerini almış durumda. Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ile Kamu destekli projelerde ortaya çıkan buluşlar konusuna da açıklık getirilmiştir. Buluş sahiplerinin, proje kapsamında destek veren kuruma buluşları hakkında bildirim yapma zorunluluğu getirilmiş. Bu bildirimden itibaren 1 yıl içinde proje desteğinden faydalanan kişi buluş konusu üzerinde hak sahipliği talep edip etmeyeceğini konusundaki tercihini kuruma yazılı olarak bildirir. Buluş sahibi hak talep ederse, o buluş için patent başvurusu yapmakla yükümlüdür. Yeni yasa ile gelen yenilikler arasında “İncelemesiz patent” sisteminin kaldırılması ve Faydalı model sürecinde araştırma basamağının gelmesi ile daha nitelikli patent sistemine geçişin sağlanması hedeflenmiş. Diğer bir konu ise, buluş sahiplerinin yüzünü güldürecek nitelikte bir bir düzenleme. Patent alım süreleri kısalıyor.

Patentlerde tescil sonrası itiraz hakkı getiriliyor. Böylece mahkemelere gitmeden belge yayınından sonraki 6 ay içinde tescile itiraz edebilecek.

Yeni yasa ile üniversitelerde ortaya çıkan buluşların, daha kurumsal bir çatı altında patent hakkı ile korunması, sonrasında ticarileştirilerek üniversiteye gelir getirmesi, sanayiye ve ülke ekonomisine katkı sağlaması hedeflenmekte. Bu süreçte, Hacettepe Teknokent Teknoloji Transfer Merkezi ve Patent Ofisi olarak bizlere de çok iş düşüyor. Bugünden itibaren bizlere ulaşan buluş bildirim sayısı artacağını umut ediyoruz. Buluş bildirimlerini değerlendirmek, gerçekten patentlenebileceğini öngördüğümüz, ticarileşme potansiyeli yüksek, nitelikli buluşlara öncelik tanıyarak patent sürecini başlatmak ve süreci sonuna kadar koordine etmek
bizlerin en kritik görevidir.

Bugün ar-ge ve inovasyonun ülke ekonomilerindeki etkileri biliniyorken, üniversiteler olarak çığır açabilecek nitelikte, inovatif teknolojiler geliştirecek potansiyelimiz olduğunun da farkına varmamız gerekiyor. Bu teknolojilerimize patent koruması ile münhasırlık sağlayarak dünya ile rekabet edebilecek güce ulaştırmak ise bizlerin elinde.

Esra YARDIMOĞLU, MSc.
Patent Ofisi Koordinatörü/ Patent Vekili

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir